PERİ BACALARININ OLUŞUMU
Vadi yamaçlarından inen sel suları ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştırSel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamalarına ve kopmalarına neden olmuştur
Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır
Daha çok Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır
Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır
Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır
Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur
Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır
Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalılar, koniler, mantar biçimliler, sütunlar ve sivri kayalardır
Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp- Uçhisar- Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasında, Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır
![]()
JEOLOJİK OLUŞUM
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandıVolkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de (10 milyon yıl önce) başlayıp, Pliosen’e (2milyon yıl önce) kadar sürmüştür
Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150m
kalınlığında farklı sertlikler halinde tüf tabakasını oluşturmuştur
Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır
Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az olan küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır
Üst Pliosen’den başlayarak -başta Kızılırmak olmak üzere- akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır
UÇHİSAR
Nevşehir-Göreme yolu üzerinde, Nevşehir’e 7kmuzaklıktadır
Bölgenin en yüksek noktasında yeralan ve en eski yerleşimin ne zaman başladığı bilinmeyen Uçhisar, yerleşim biçimi açısından Ortahisar’a ve Ihlara Bölgesi’nde yeralan Selime Kalesi’ne benzemektedir
Uçhisar Kalesi’nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktasıdır
Kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirlerine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır
Odaların girişlerinde ise -tıpkı yeraltı yerleşimlerinde olduğu gibi- giriş/çıkışı kontrol altına almaya yarayan sürgü taşları bulunmaktadır
Çok katlı bir özelliğe sahip olan Kalenin bazı mekanları bugün yer yer göçtüğünden dolayı tüm mekanlara ulaşmak ne yazık ki mümkün olamamaktadır
Uçhisar Kalesi’nde Ortahisar ve Ürgüp’teki (Başhisar) gibi kalesi olan yerleşimlerle savunma amacıyla çevreye uzanan uzun tünellerden bahsedilmektedir
Fakat bu tüneller yer yer göçtüklerinden dolayı bugün esrarını hala korumaktadır
![]()
GÖREME
Nevşehir’e 10kmuzaklıktaki Göreme, Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yeralır
Göreme kasabası’nın eski adları “Korama, Matiana, Maccan ve Avcılar”dır
Göreme ile ilgili 6
yüzyıla ait bir belgede ilk olarak ‘Korama’ adına rastlanıldığından dolayı en eski adının bu olduğu düşünülmektedir
Bu belgede Aziz Hieron’un 3
yüzyıl sonlarında Korama’da doğduğu, Malatya’da 30 arkadaşı ile birlikte şehit olduğu ve elinin kesilerek annesine; Korama’ya getirildiğinden bahsedilmektedir
Koramalı Şehit Aziz Hieron’un, Göreme Açık Hava Müzesi içinde yeralan Tokalı Kilise’de oldukça büyük boyutta resmedilmiş bir tasviri bulunmaktadır
Göreme ve çevresinin Roma Dönemi’nde Venessalıların (Avanos) nekropol alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir
Gerek Göreme’nin merkezindeki anıt gibi büyük peribacasının içine oyulmuş iki sütunlu Roma mezarı, gerekse civarında yeralan çok sayıdaki mezarlar bu görüşü desteklemektedir
Orta çağın ilk evrelerinde hıristiyanlar için önemli bir dini merkez olan Göreme, 11
ve 13
yüzyılda Aksaray yakınlarındaki Mokissos’a bağlı bir piskoposluk merkeziydi
Göreme ve çevresinde çok sayıda manastır, kilise ve şapel bulunmasına karşın yapılış tarihleri hakkında yeterli bir kitabe bulunmamaktadır
Bu nedenle bu dini yapılar daha çok ya ikonografik açıdan ya da mimari özelliklerine göre tarihlenebilmektedir
AVANOS
Nevşehir’in 18 kmkuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı ‘Venessa’dır
Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir
Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır
Avanos’u (Venessa) ikiye ayıran Kızılırmak
, Anadolu’nun en uzun nehridir
Avanos yakınlarında, Kızılırmak’ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele geçen mermerden lahit, Merkez Kapadokya Bölgesi’nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olması açısından ilginçtir
Lahit, 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış, semerdam biçimindeki kapağı kimliği tespit edilmeyen şahıslarca açılmış ve içindeki buluntular ne yazık ki çalınmıştır
Ceset üzerinde yapılan patolojik ve paleoantropolojik araştırmalar sonucunda lahitin, saçları kına ile boyanmış bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır
M
S
1
ve 2
yüzyıla tarihlenen lahit, 2
20m
uzunluğunda, 70cm
, yüksekliğinde, 78cm
genişliğinde olup beyaz mermerden yapılmıştır
Kapağı semerdam biçiminde olan lahdin köşelerinde akroterler ve her iki tarafında da beşer arslan kafası yer alır
Lahdin iki uzun kenarı ‘girland’ adı verilen yapraklardan, çiçeklerden oluşan uzunca hevenk biçiminde kabartma olarak yapılmış bezemelerle süslüdür
Girlandlar her iki tarafta üçer adet olup aralarında yarım kabartma sütunlar yer almaktadır
İki dar yüzde girland içinde gorgo başı bulunmaktadır
Gorgo (Meduza), Yunan mitolojisinde saçları yılanlarla örülü, alınlarından yaban domuzu dişleri fışkıran, üç kız kardeşe verilen isimdir
Üç kız oldukları halde efsaneye adı karışan yalnız Meduza’dır
Mezarı soymak isteyenlere ve mezarı kötü ruhlara karşı koruyucu olması için yapılmıştır
Lahit, halen Nevşehir Müze Müdürlüğü’nde sergilenmektedir
Lahit’in bulunduğu alanın bir Roma nekropolü olabileceği düşünülerek Nevşehir Müze Müdürlüğü’nce bu alanda arkeolojik kazılar yapılmış ancak büyük bir Bizans nekropolü açığa çıkarılmıştır
Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan Avanos'ta seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir
Kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının ellerinde şekil almaktadır
Avanos’ta 13
yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne tarihlenen Saruhan Kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır
Çömlekçilik Anadolu'da çanak-çömlek yapımı, Neolitik devirde M
Ö
7000 yıllarında Konya Çatalhöyük'te başladığı, M
Ö
2000 yıllarında Mezopotamya'dan ticaret için gelen Asurlu'ların Anadolu'da yaşayan Hititler'e çanak-çömlek yapımını öğrettikleri, Avanos'ta da Hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir
Bu el sanatı kavimden kavime, babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir
Avanos'un dağlarından ve Kızılırmak'ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yuğurularak çamur haline getirilir
Çark adı verilen ve ayakta döndürülen tezgah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur
İşlik denilen atelyelerde üretilen çanaklar önce güneşte, daha sonra da gölgede kurutulduktan sonra, saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir
Çanakçılık, yapımından satışına kadar yorucu bir çalışma ve beceri gerektiren el sanatıdır
1970'li yıllara kadar, günlük hayatımızda kullandığımız yemek kapları, su testileri, kışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küpler, su künkleri olarak yapılmış hem ilçenin ve bölgenin ihtiyaçları karşılanmış, hem de Tokat ve Samsun illerine kadar eşeklerle ve at arabalarıyla götürülerek satılmıştır
Çanak ürünlerinin kolayca kırılabilir olmasını, XVIII
yy
da yaşamış olan halk ozanı Seyrani " Kör de bilir Avanos'un yolunu, Testi bardak kırdığından bellidir
" diyerek belirtmiştir
Çanakçılık; plastik kullanım araçlarının günlük hayatımıza girmesiyle kısa bir süre duraklama geçirmiş, ancak 1980'li yıllardan itibaren bölgemizde gelişen turizmle birlikte yeni bir canlılık kazanmıştır
Eskiden beri Seyrani'nin özdeğişiyle tanınan Avanos, günümüzde ziyaret eden yerli ve yabancılar tarafından " Kapadokya'nın el sanatları ve alış veriş merkezi" olarak tanınmakta ve bilinmektedir
Avanos'a gelişlerinin anısı olarak çanaktan yapılmış hediyelik eşyalar alan ziyaretçiler, tezgah başına geçerek kendi elleriyle çanak yapmayı da denemektedirler
Üretilen çanak ürünleriyle birlikte, özellikle Kütahya'da imal edilerek satışa sunulan seramiklere yabancı turistlerin daha fazla ilgi göstermeleri üzerine, 1990'lı yıllardan itibaren ilçede üretimi yapılan bir el sanatıdır
Seramik çamuru Kütahya'dan getirilmekte, imalat, süsleme ve fırınlama işlemleri ilçede kurulan atelyelerde yapılmaktadır
![]()
ÜRGÜP
Nevşehir’in 20kmdoğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir
Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur
Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır
Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim antik adı Tomissos olan Damsa Çayı’nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir
İngiliz Arkeolog Ian Todd’un burada yaptığı yüzey araştırması sonucunda çok sayıda obsidiyenden ve sileksten Paleolitik Dönem’e ait aletler bulmuştur
Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve köylerinde bulunan Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlardır
Bizans Döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerindeki kaya kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziydi
11
yüzyılda Ürgüp, Selçuklular’ın önemli kentleri Konya’ya ve Niğde’ye açılan önemli bir kale konumundaydı
Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleri’dir
Bir anne ve iki kızına ait olan ve 13
yüzyılda yaptırılan ‘Altı Kapılı Türbe’, altı cepheli, her cephesinde kemerli pencereli ve üstü açıktır
Ürgüp’ün Temenni Tepesi’nde bulunan iki türbeden birinin, 1268 yılında Vecihi Paşa tarafından yaptırılan ve halk arasında ‘Kılıçarslan Türbesi’ olarak da anılan Selçuklu Sultanı IV
Rüknettin Kılıçarslan’a, diğerinin ise III
Alaaddin Keykubat’a ait olabileceği düşünülmektedir
Ancak araştırmacılara göre bu olasılıklar oldukça zayıftır
1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18
yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir’e (Muşkara) bağlaması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır
Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alam adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp’te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir
Ürgüp ilçe merkezinde yer alan Tahsinağa İlçe Halk Kütüphanesi, Türkiye'de ilk defa 1957 yılında Kütüphane Müdürü Mustafa Güzelgöz'ün büyük çabalarıyla Ürgüp'e bağlı köylere " merkepli gezici kütüphane" hizmetini başlatmıştır
Bu çalışmalar Türkiye'deki yayınlanan gazetelerde manşetlerdedir
O yıllarda Amerika'da "bütün dünya ülkelerinde yaratıcı insanlar" tespit edilmesi için çalışmalar yapılmakta idi
Türkiye'den de Mustafa Güzelgöz seçilerek yarışmaya katılır
Elemelerden sonra Mustafa Güzelgöz yaptığı çalışmalardan dolayı dünya birinciliğini kazanır
Amerika Büyükelçiliği Tahsinağa kütüphanesine bir Jeep hediye eder, gezici kütüphane hizmetleri bu araçla verilmeye başlanır
Ürgüp Müzesi 1971 yılında açılan müze Ürgüp civarından ele geçen fosil örneklerinin dışında Prehistorik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig Pers, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi eseri mevcuttur
Müze de ayrıca yörenin mahalli kıyafetlerinin, eşyalarının ve silahlarının bulunduğu etnografik ****iyonu da vardır
Ürgüp Müzesi’ne bağlı ören yerleri Mustafapaşa Aios Vasilios, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz (Aziz Theodor Kilisesi ve Pancarlık Kilisesidir
Aziz Theodore (Tağar ) Kilisesi Ürgüp-Kayseri yolundan 8
5km
sonra sağa dönülüp 8km
daha gidildiğinde Ürgüp ilçesinin Yeşilöz köyüne ulaşılır
Buradaki kilise ‘T’ planlı, merkezi kubbelidir
(Kubbe çöktüğünden camla kapatılmıştır
) Üst katta bulunan galeriye bir merdiven sayesinde çıkılmaktadır
Bu nedenle Kapadokya kiliseleri içinde tek örnektir
Genelde resimleri iyi korunmuş olan kiliseyi üç sanatçı kendi stillerine göre farklı zamanlarda süslemiştir
Aziz Theodore adına yapılmış olan Tağar Kilisesi, 11-13
yüzyıllara tarihlenmektedir
Sahneleri: Deesis, Müjde, Doğum, Peygamberlerin görünümü, Havarilerin görünümü, İsa Çarmıhta, Melekler Gabriel ve Michael, madalyonlar içinde aziz tasvirleri
Pancarlık Kilisesi Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp-Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık vadisindedir
Düz tavanlı tek nefli ve tek apsislidir
Kilisedeki duvar resimleri daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur
İlk bakışta kiliseyi iki farklı sanatçının farklı zamanlarda boyadığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı tarafından süslendiği anlaşılmaktadır
Zengin İncil siklusunu içeren kilisede sahneler frizler halinde birbirini takip etmekte, frizin her iki yanını madalyonlar içinde aziz tasvirleri sınırlamaktadır
Pancarlık Kilisesi 11
yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir
Sahneler: Peygamberlerin görünümü, Müjde, Ziyaret, Bakireliğin ispatı, Beytüllahim’e yolculuk, Doğum, Üç müneccimin tapınması, Joseph’in ikinci rüyası, Mısır’a kaçış, Masum çocukların katliamı, İsa’nın mabete takdimi, Elizabeth’in takip edilişi, Vaftizci Yahya’nın görevlendirilmesi, Vaftizm, İsa’nın denenmesi, Kana düğünü, Şarap mucizesi, Balık ve ekmeklerin çoğaltılması, Havarilerin tanrı yolunda görevlendirilmesi, Şeytan çarpmış adamın iyileştirilmesi, Cüzzamlı adamın iyileştirilmesi, Sakat kadının iyileştirilmesi, Jairus’un kızının iyileştirilmesi, Balıkların çoğaltılması mucizesi, İsa ve Samarralı kadın, Başkalaşım, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa’nın cehenneme inişi, İsa’nın göğe yükselmesi, Melek Gabriel ve Michael ve madalyonlar içinde aziz tasvirleri
Kırk Şehitler Kilisesi Ürgüp’ün Şahinefendi köyünün yaklaşık 1km
uzağındadır
Dik bir yamacın eteğindeki peribacasının içine oyulan Kırk Şehitler Kilisesi, 2 apsisli ve 2 nefli ender örneklerdendir
Beşik tonozlu nefler kemerli 2 sütunla desteklenmiştir
Kilisenin kolay ulaşılabilen freskleri hemen hemen yok olmasına karşın her iki nefin üst kısmındaki freskleri oldukça iyi korunmuştur
Güney nefteki David tasvirinin karşısında yer alan yazıt, kilisenin hem adını hem de 1216/17 yıllarına tarihlendiğini belirtmektedir
Sahneleri: Deesis, Müjde, Doğum, Üç müneccimin tapınması, İsa’nın mabete takdimi, İsa çarmıhta, İsa’nın göğe çıkışı, Meryem’in ölümü, kuzeydeki nefte kırk şehitler ve diğer aziz tasvirleri
ZELVE
Paşabağlarına 1kmuzaklıktaki Zelve, Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur
Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir
Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir
Zelve 9
ve 13
yüzyılda hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerlerde bu yörede verilmiştir
Yamaçların dibinde yeralan ‘Direkli Kilise’ Zelve’deki manastır hayatının ilk yıllarına aittir
Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok ikonoklastik düşünce ile yakından ilgilidir
İkonoklastik Dönem öncesine tarihlenen Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerindendir
1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler bulunmaktadır
Üzümlü Kilise ve Balıklı Kilise Zelve’nin üçüncü vadisinde, bir manastıra ait doğal avlunun doğusundadır
Giriş kısmı yıkılmış olan Üzümlü ve Balıklı Kilise’nin giriş kapısının üstünde tahtta oturan ve kucağında çocuk İsa bulunan Meryem tasviri yer alır
Kısmen yıkık tonozda daire içinde malta haçı taşıyan Melek Michael ve Gabriel tasviri bulunur
Girişin hemen sağında hücre şeklindeki ‘Güney Şapel’i tek nefli, apsisli ve beşik tonozlu olup kenarlarda oturmaya yarayan platform bulunur
Apsisinde kırmızı çerçeve içinde ayakta duran, bir elinde kitap, diğer eliyle takdis eden İsa; apsis cephesi ise içi noktalı basit üçgen ve daire dizileriyle, tonozu ise çizilerek yapılmış Malta Haçı ve konsantrik daire süslenmiştir
Şapel büyük olasılıkla 10
yüzyılda yapılmıştır
Dikdörtgen planlı yan yana iki bazilikadan güneydeki mekanın apsisinin ön yüzünde kırmızı boya ile yapılmış Malta Haçı’nın her iki tarafındaki balık tasvirlerinden dolayı ‘Balıklı Kilise’ olarak adlandırılmıştır
Burada ayrıca HC ve XC (Jesus Christ) yazıtları yer alır
Üç apsisli kilisenin ana apsisinde oyularak yapılmış haç, yanında banket zeminde ise bir mezar yer alır
Beyaz zeminli apsiste birkaç aziz tasviri kısmen korunmuştur
Tavanında ise kabartma haç, haç kollarında ise malta haçı bulunur
Duvarlardaki haç süslemeleri oldukça tahrip olmuştur
Kuzeydeki bazilika ise tek apsisli ve düz tavanlıdır
Apsisinde beyaz zemin üzerine stilize olarak yapılmış üzüm salkımı tasvirlerinden dolayı ‘Üzümlü Kilise’ olarak adlandırılmıştır
Kiliseler Erken Bizans Çağı’na aittir
Zelve’deki İkonoklastik Dönem sonrası dekore edilen tek kilisedir
Kaynaklara göre bu kilisede Kutsal Haç’ın bir parçası bulunmaktaydı
Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi Göreme-Avanos yolunun sağında, yoldan 1km
içeridedir
Eskiden ‘Rahipler Vadisi’ bugün ‘Paşabağı’ olarak adlandırılan bu alan, kendine özgü peribacalarıyla doludur
Çok gövdeli ve çok başlı olan bazı peribacalarının içlerine şapel ve oturma mekanları oyulmuştur
Üç başlı peribacalarının birinde Aziz Simeon adına yapılmış bir şapel ve inziva hücresi bulunmaktadır
Dar bir baca vasıtasıyla ulaşılabilen hücrenin girişini antitetik haçlar süslemektedir
İçinde ocak, oturma ve yatma mekanları ile ışık girmesini sağlayan pencere aralıkları mevcuttur
5
yüzyılda Halep yakınlarında münzevi bir hayat sürdüren Aziz Simeon, mucizeler yarattığı söylentileri çıkınca, halkın aşırı ilgisinden kaçarak iki metre yüksekliğinde bir sütun üzerinde yaşamaya başlar
Daha sonra 15m
yüksekliğinde bir sütuna geçen Aziz Simeon, aşağıya sadece müritlerinin getirdiği az miktarda yiyecek ve içeceği almak için iner
Kapadokyalı münzeviler ise bir sütun yerine hazır buldukları peribacalarını oyarak dünyevi hayattan uzaklaşırlar
Peribacasını aşağıdan yukarı doğru oyarak 10-15m
yükseklikte kaya odalarda yaşar, kaya yataklarda yatarlar
MUSTAFAPAŞA
Ürgüp’ün 6kmgüneyinde yer alan Mustafapaşa, 20
yüzyılın başlarına kadar Ortadoks Rumların yaşadığı bir kasabadır
19
yüzyıl sonları ve 20
yüzyıl başlarına tarihlenen eski Rum evleri oldukça zengin taş işçiliği arz ederler
Mustafapa’nın batısında yer alan Gömede Vadisi jeomorfolojik açıdan Ihlara Vadisi’nin küçük bir benzeridir
Ihlara Vadisi’nde olduğu gibi kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahiptir
Mustafapaşa’daki önemli kilise ve manastırlar; Aios Vasilios Kilisesi, Kontantin-Eleni Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri ve Gömede Vadisi’nde Alakara Kilise ve Aziz Basil Şapeli’dir
Ayrıca Osmanlı Dönemi’nde inşa edilmiş güzel taş ve ağaç işçiliği gösteren bir de medrese bulunmaktadır
Aziz Basil Şapeli Mustafapaşa kasabasının yaklaşık 2km
batısında, Gömede vadisinin batı yakasındadır
İki apsisli, dikdörtgen planı ve düz tavanlı 2 nefli şapel, iki sütunla desteklidir
Batı nefinin duvarlarında üzeri kırmızı aşı boyası ile süslü yarı kabartma sütunlar ve aralarında nişler yer alır
Doğudaki nef ise oldukça zengin geometrik ve bitkisel motiflerle dekore edilmiştir
Gömede Vadisi’ne bakan, kısmen yıkılmış kapısı olan bu nefin yanında kilise banisine ait olabilecek bir mezar bulunmaktadır
Doğu nefin apsisi herbirinde bir patriğin adı yazılı, etrafı palmetlerle çevreli üç malta haçı ile süslüdür
Tasvirleri yerine isimleri yazılı bu üç malta haçlarından ortadaki Abraham’ı, diğerleri İsaac ve Yakup’u temsil etmektedir
Araştırmacılar bu malta haçları cenneti ya da Golgota’daki 3 haçı sembolize ettiğini belirtmektedirler
Tavandaki büyük boyutta, etrafı geometrik ve bitkisel motiflerle boyalı haç, kornişte yer alan yazıta göre Aziz Konstantin’i simgelemektedir
İkonoklastik düşünce ile ilgili bu motiflerin yanı sıra apsisin ön cephesine iki önemli aziz, Aziz Basil ve Nazianuslu Aziz Gregory resmedilmiştir
Aziz Basil Şapeli, bazı araştırmacılara göre İkonoklastik Dönem’e (726-843) ya da daha geç döneme tarihlenmektedir
NEVŞEHİR
Antik dönemde adı "Nyssa" olan Nevşehir’in Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı "Muşkara" idiOsmanlı Padişahı III
Ahmet’in damadı ve sadrazamı olan İbrahim Paşa (1660-1730) doğup büyüdüğü yer olan Nevşehir’e ilgi göstermiş, Ürgüp’e bağlı 18 haneli küçük bir köy olan Muşkara’da camiler, çeşmeler, okullar, imaretler, hanlar ve hamamlar yaptırmış, adını da ‘Nevşehir’ olarak değiştirmiştir
Nevşehir Müzesi 1967 yılında Damat İbrahim Paşa Külliyesi'nin bir kompleksi olan medrese binasında ve imarethanesinde ziyarete açılmış, 1987 yılında Kültür Merkezi'ndeki yeni binasına taşınmıştır
Eserler arkeolojik ve etnografik iki ****iyonda teşhir edilmektedir
Arkeolojik ****iyon Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları, Frig, Urartu, Hellenistik, Roma ve Bizans'tan ibarettir
Ayrıca, İran, Mezopotamya, ve Kıbrıs köenli eserler de sergilenmektedir
Etnoğrafik ****iyonda ise Osmanlı ve Erken Türkiye Cumhuriyeti'ne ait aydınlatma araçları, yazma eserler, silahlar, yöresel giysiler, el işleri, halı ve kilimler, erkek ve kadın takıları ile mutfak eşyaları bulunmaktadır
Damat İbrahim Paşa Külliyesi Damat İbrahim Paşa Külliyesi içinde yer alan Kurşunlu Camii 1726’da tamamlanmıştır
3 kapılı bir avlu içinde caminin 44m
yüksekliğinde zarif bir minaresi vardır
Ana mekanı örten kubbesi kurşunla kaplandığı için bu adla anılır
Caminin iç kısmı çiçek motifleriyle bezenmiştir
Caminin hemen yanındaki külliyeye ait medrese, kütüphane ve imarethane ile hamam bulunur
Şehrin yüksek bir tepesindeki Kale Selçuklular tarafından kervan yollarının güvenliği için inşa edilmiştir
HACIBEKTAŞ
İlçeye adını veren Hacı Bektaş-ı Veli, bugün İran sınırları içerisinde bulunan Horasan’da 13yüzyılda dünyaya gelmiştir
Hacı Bektaş ilk eğitimini dönemin ünlü düşünürü Ahmet Yesevi’den almıştır
Hacı Bektaş o yüzyıllarda Türklerin doğudan batıya göçlerini izleyerek Anadolu’ya gelişi Anadolu Selçuklularının siyasi ve iktisadi düzenlerinin bozulduğu, yönetimde bölünmelerin ortaya çıktığı bir devreye rastlamıştır
Hacı Bektaş bu dönemde şehir şehir, köy köy gezerek Türk birliğinin sağlanması, Türk gelenek ve göreneklerin islam inancıyla birleşmesi için çaba harcamıştır
Sulucakarahöyük’te kurduğu okulda öğrenciler yetiştirmiş, Türk dili ve kültürünün yabancı etkilerden ve her türlü yozlaşmadan korunması için çalışmıştır
İçinde Hacı Bektaş Veli’nin ve Balım Sultan’ın Türbeleri’nin bulunduğu 3 avlulu külliyede; cami, çamaşırhane, hamam, aş evi, konuk evi ve çeşmeler yer alır
Hacı Bektaş Veli Müzesi Müze olarak ziyarete açılan Dergah birbiri ardına sıralanan üç avludan ibarettir
1
Avlu (Nadar Avlusu): Büyük, kemerli bir kapı ile avluya girilir
Hemen sağda 1902 yılında inşa edilmiş ‘Üçler Çeşmesi’ yer alır
Aynı avlu içinde çamaşırhane ve hamam da bulunmaktadır
2
Avlu (Dergah Avlusu): Buraya giriş Üçler Kapısı’ olarak adlandırılan bir kapı vasıtasıyla girilir
Kapının hemen sağında 1554 tarihinde yaptırılan 1875 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın kızı tarafından Mısır’dan gönderilen arslan heykelinin yerleştirilmesinden sonra ‘Arslanlı Çeşme’ adını alan çeşme bulunmaktadır
Bu avluda Osmanlı Sultanı II
Mahmut zamanında yaptırılan bir Cami, dergaha gelen misafir ve yolcuların karşılandığı Konuk Evi ve Aş Evi yer alır
Meydan Evi’nin bitişiğindeki Kiler Evi’nin alt katında dergahın kıymetli eşyaları ve yiyecekleri depo edilmekte idi
3
Avlu (Hazret Avlusu): Altılar kapısı ile girilir
Girişte hasbahçe, sağ tarafta derviş ve baba mezarları bulunur
Karşı tarafta Selçuklu mimarisi özelliklerini aksettiren ve Orhan Gazi zamanında yaptırılan Hacı Bektaş Veli Türbesi yer almaktadır
Türbeye Selçuklu motiflerinden oluşan mermer bir kapı ile girilmektedir
Hacı Bektaş’ın inzivaya çekildiği Çilehane ve Kırklar Meydanı bu bölümdedir
Hacı Bektaş’ın yeşil sandukalı türbesi, yeşil puşide ve çeşitli şamdanlarla donatılmış, kalem işi süslemeler ve yazı motifleriyle tezyin edilmiştir
Kırklar Meydanı’nın doğusunda Horasan Erleri’nin mezarları, batı tarafta çelebilere ait olduğu söylenen mezarlar ile Güvenç Abdal’ın türbesi bulunmaktadır
Hazret Avlusu’nun sağında 1519 yılında yaptırılan Hacı Bektaş’tan sonra gelen Balım Sultan Türbesi yer alır
![]()
SİVİL MİMARİ
19yüzyıl Kapadokya evleri yamaçlara, ya kayaların oyulması suretiyle ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir
Bölgenin tek mimari malzemesi olan taş, yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktığında yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanıklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir
Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır
Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır
Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir
Evlerin kat aralarında bulunan konsolların araları bazen tek bazen da 2-3 sıralı rozet, yıldız, palmet, yelpaze, fırıldak ve stilize bitki motifleriyle doldurulmuştur
Çoğunlukla konsolların yüzeyi perde püskülünü andırır yüksek kabartma motiflerle kaplıdır
Evlerin pencereleri ikişer veya üçerli olup etrafları daha çok stilize bitki motifleriyle süslüdür
Pencereler 'kanatlı ve 'giyotin' tarzda olmak üzere iki tiptir
Her iki tip evlerde çok sayıda oturacak odalar, mutfak, kiler, depo, tandır, şarap-pekmez yapma bölümleri v,s, bulunmaktadır
Misafir odalarındaki nişlerde sıva üzerine boyalı bezemeler bulunmakta; genelde püsküllü perde motifinin altında çiçek doldurulmuş kulplu vazolar, su dolduran ya da taşıyan bayanlar resmedilmiştir
Yöresel mimarinin en ilgi çekici örnekleri 19
yüzyıl sonu ile 20
yüzyıl başlarına tarihlenmektedir
Bu ilginç mimari gelenek, Ürgüp, Ortahisar, Mustafapaşa, Uçhisar, Göreme, Avanos, Kayseri sınırları içindeki Güzelöz ve hemen yanındaki Başköy, Ihlara Vadisi civarında Güzelyurt başta olmak üzere tüm Kapadokya kasaba ve köylerinde de görülebilmektedir
![]()
IHLARA VADİSİ
Aksaray’a 40kmuzaklıktadır
Vadiye, Aksaray-Nevşehir karayolunun 11
km
sinden sapılarak gidilir
Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuştur
Bu çatlaklardan yol bulan kanyonun bugünkü halini almasını sağlayan Melendiz çayına ilk çağlarda Kapadokya ırmağı anlamına gelen ‘Potamus Kapadukus’ denilmekteydi
14km
uzunluğundaki vadi Ihlara’dan başlar, Selime’de son bulur
Vadinin yüksekliği yer yer 100-150m
dir
Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır
Bazı barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirlerine tünellerle bağlantılıdır
Ihlara vadisi jeomorfolojik özelliklerinden dolayı keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş ve istila gibi olağanüstü zamanlarda ise gizlenme ve korunma yeri olmuştur
Ihlara vadisi kiliselerindeki süslemeler 6
yüzyılda başlayarak 13
yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir
Vadi boyunca yer alan kiliseler iki gruba ayrılabilir
Ihlara'ya yakın olan kiliselerin duvar resimleri Kapadokya sanatından uzak, doğu etkisi taşırlar
Belisırma yakınında yer alanlar, Bizans tipi duvar resimleri ile süslüdür
Ihlara Bölgesi’nde Bizans Dönemi’ne ait bilinen kitabelerin sayısı oldukça azdır
Belisırma köyüne 500m
uzaklıktaki Aziz Georgios (Kırkdamaltı Kilisesi'nde Selçuklu Sultanı II
Mesud (1282-1305) ve Bizans İmparatoru II
Andronikos'un adlarını içeren 13
yüzyıla ait fresk üzerine yazılmış bir kitabe bulunmaktadır
Bu kitabe bölgeyi ellerinde bulunduran Selçukluların hoşgörülü yönetiminin varlığını kanıtlamaktadır
Ihlara Vadisi’nde yer alan ve resimleri en iyi korunmuş olan kiliseler Ağaçaltı, Pürenliseki, Kokar, Yılanlı ve Kırkdamaltı Kiliseleri’dir
Ağaçaltı Kilisesi Haç planlı, kubbeli haç kolları beşik tonozlu, üç apsisli bir kilisedir
Ana apsis ve güney yan apsis yıkılmıştır
Kilise’ye giriş yıkık olan bu ana apsistendir
Girişin tam karşısındaki duvarda yer alan Aziz Daniel tasvirinden dolayı ‘Aziz Daniel Kilisesi’ de denilmektedir
Beyaz zemin üzerine kırmızı, gri ve sarı renkler kullanılmış, kuzey haç kolu tonozu oldukça zengin bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir
Kilise İkonoklastik Dönem öncesine ya da 9
11
yüzyıllar arasına tarihlenmektedir
Sahneleri:Müjde, Ziyaret, Doğum, Üç müneccimin tapınması, Mısır’a kaçış, Vaftiz, Meryem’in ölümü, Daniel arslanlar arasında, kubbede ise İsa’nın göğe yükselişi ve aziz tasvirleri
Pürenliseki Kilisesi Dört bölümden oluşmaktadır
Giriş koridoru beşik tonozlu olan kilise iki nefli ve iki apsislidir
Nefler arası geçiş kemerli iki sütunla sağlanır
Sahneler örgü motifi ve kalın bantlarla panellerle ayrılmıştır
Gerek geometrik motifler gerekse diğer sahneler açısından Kokar ve Yılanlı Kilise süslemelerine benzerlik gösterir
Narteks tonozunun ve güneyinde ve güney duvarındaki ‘Kırk şehitler’, batı duvarındaki ‘Son yargı’ ve güney nefin apsisindeki ‘Peygamberlerin kehaneti’ sahneleri kilisenin önemli sahneleri arasındadır
Kuzeydeki nefin batısındaki narteksin zemininde mezarlar bulunmaktadır
Kilise, 10
yüzyılın başına tarihlenmektedir
Sahneleri:Peygamberlerin görünümü, Deesis, Müjde, Ziyaret, Bakireliğin ispatı, Beytüllahim’e yolculuk, Doğum, Üç müneccimin tapınması, Mısır’a kaçış, Vaftiz, Kudüs’e giriş, Son yemek, İsa çarmıhta, Kadınlar boş mezar başında, İsa’nın cehenneme inişi, İsa’nın göğe yükselişi, Son yargı, Daniel arslanlar arasında ve aziz tasvirleri
Kokar Kilise Tek nefli ve beşik tonozlu olan kiliseye bugün yıkılmış olan apsisinden girilebilmektedir
İhtiyaç nedeniyle kayanın iç kısımlarına doğru oyularak cenaze salonu nefe ilave edilmiştir
Süslemelerin tonunda gri renk hakimdir
Oldukça iyi korunmuş olan tonozda büyükçe bir haç motifi vardır
Haç motifinin ortasında yer alan kare çerçeve içindeki el motifi üçlü kutsama işaretidir
Çevresinde ise oldukça zengin dört alana ayrılmış geometrik bezemeler yer alır
Kilise 9
yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir
Sahneleri: Deesis, Müjde, Ziyaret, Bakireliğin ispatı, Doğum, Üç müneccimin tapınması, Vaftiz, Üç yahudi gencin fırında yakılması, Mısır’a kaçış, Son yemek, İhanet, İsa çarmıhta, Kadınlar boş mezar başında, İsa’nın göğe yükselişi, İsa’nın gömülmesi, Pentakost ve aziz tasvirleri
![]()
Kalp Krizine SonAşağıdaki Link'i Tıklayınız
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)